Sepete Ekle
Tüm Kategoriler
Tüm Kategoriler
Akademik
Bilgisayar
Bilim - Mühendislik
Çocuk Kitapları
Edebiyat
Eğitim
Ekonomi
Felsefe
Fırsatlar
Genel Konular
Gezi ve Rehber Kitapları
Hobi
Hukuk
İnanç Kitapları - Mitolojiler
İnsan ve Toplum
İslam
Müzik
Periyodik Yayınlar
Politika Siyaset
Psikoloji
Sağlık
Sanat
Sevgililer Günü Özel
Sosyoloji
Tarih
Yabancı Dilde Kitaplar
Yemek Kitapları
Ürünü İncele
KENDİ GÖLGESİNDEN KORKMAK (  )
Kendi Gölgesinden Korkmak
KENDİ GÖLGESİNDEN KORKMAK (  )
Basım Dili
: Türkçe
Ebatı
: 21 x 13,5 cm
Sayfa Sayısı
: 191
Cilt Durumu
: Ciltsiz
Boyut
: Normal Boy
Barkod
: 9786052884768
Basım Yılı
: Haziran 2018
1-3 iş günü temin
%25 İNDİRİM
Liste Fiyatı
: 22,75 TL
İndirimli Fiyatı
: 17,06 TL
Kazanılan Puan
: 65 AP
Bu kitabı 2,84 ₺'den başlayan taksitlerle satın alabilirsiniz.
Kategoriler
Bu ürünü 65 kişi görüntüledi.

Tarih, seçilmiş gerçeklerden üretilmiş bir efsanedir. Milli tarih ise seçilmiş efsanelerden oluşturulmuş bir gerçeklik… Her efsanede olduğu gibi toplumlar tarihlerine, olanlar açısından değil, olmasını istedikleri üzerinden bakarlar. Buna ihtiyaçları vardır; hele içinde bulunduğu koşullar yeterince tatminkâr değilse. . . Tarih günün gerçeklerinden kaçıp sığınacak bir alternatif gerçeklik olarak kurgulanınca idealize edilir. Bu yargı Osmanlı tarihi için de geçerlidir.

İmparatorluk, 1. Dünya Savaşı’nda 2, 5 milyonluk bir silahlı güçle 9 cephede savaşmış (Kafkaslar, Süveyş Kanalı, Irak, Hicaz ve Yemen, Suriye ve Filistin, Çanakkale yanında müttefiklerine destek için Makedonya, Galiçya, Romanya) ve ömrünü tamamlamıştır. Bu büyük kaybın yarattığı derin travma iki cephede kazanılan zaferle telafi edilmeye çalışılmaktadır (Çanakkale ve Kut’ül Amare). Cephe zaferlerine odaklanmak 1. Dünya Savaşı’nın şartları, orduların nasıl donatıldığı, komuta kademesindeki yabancılar gerçeklerini hep bulanık bırakmıştır.

Gerçeklerin ‘dayanılmaz ağırlığı’, ülke sosyolojinin sağlıklı değerlendirilmesini de etkilemiştir. Çeşitlilik ve çoğulluk iktidarları hep ürkütmüştür, çünkü farklılıkları yönetmek zordur. Sonradan ağır bir bedel ödense de farklılıkları bastırmak daha kolay gelmiştir. Bunun sonucu, uzlaşma kültürünün ve demokratik değerlerin yeterince gelişmemesi ve en iyi ihtimalle ‘illiberal demokrasi’yle yetinmek olmuştur.

Ulus oluşturmanın kurucu ideolojisi milliyetçiliktir. Milliyetçiliğin vaadi, yeni bir toplum ve parlak bir gelecek yaratmaktır. Bu geleceğin zemini milli ekonomi, mimarı ise ulusal girişimci sınıftır. Her ikisinin de yetersiz olduğu durumlarda milliyetçilik bir payanda arar ve bunu çok daha yerleşik bir kurumda bulur: din.

Din, siyasal alanı doldurdukça inançtan daha fazlası olur, siyasileşir. Tabii, siyaset de dinileşir. Siyaset ve yönetim dinileştiği oranda eleştirilebilir, tartışılır olmaktan uzaklaşır, mutlaklaşan hükümlerle toplumlar üzerinde egemenlik kurar. Bu demokrasinin kışıdır. Elinizdeki kitap bu konularda bir ufuk turudur.

Ürünü Oyla:
Tüm ürün yorumları listeleniyor.
Sırala:
Bizimle İletişime Geçin